Kur’an-ı Kerim’de Hangi Meyve Üzerine Yemin Edilmiştir? Sofralardan Kalbe Uzanan Tatlı Bir Hikâye
İnsan bazen hayatın en ciddi sorularını en beklenmedik anlarda düşünmeye başlıyor. Mesela ben İzmir’de sıcak bir yaz akşamı sahilde otururken, elimde limonata, önümde dalga sesi varken bir anda “Acaba Kur’an-ı Kerim’de hangi meyve üzerine yemin edilmiştir?” diye düşündüm. Arkadaşlarım o sırada benim yine derin düşüncelere daldığımı fark etti.
“Sen normal bir insan gibi oturup çekirdek çitleyemiyor musun?” dedi Emre.
Haklıydı. Bazı insanlar denize bakınca manzara görür, ben ise denizin neden sürekli hareket ettiğini ve insanın da hayat boyunca neden aynı şekilde duramadığını düşünmeye başlarım. Beynim bazen fazla mesai yapan bir esnaf gibi; dükkân kapalı tabelasını asıyor ama içeride ışıklar hâlâ yanıyor.
İşte böyle bir düşünce yolculuğunda karşıma çıkan konulardan biri de Kur’an-ı Kerim’de geçen meyveler ve özellikle üzerine yemin edilen meyve oldu. Çünkü Kur’an’da bazı varlıklar insanların dikkatini çekmek, düşünmesini sağlamak ve önemli mesajlara vurgu yapmak için anılır. Meyveler de bu anlatım içinde sadece birer yiyecek değildir; anlam taşıyan, insana yaratılışı ve nimetleri hatırlatan işaretlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de Hangi Meyve Üzerine Yemin Edilmiştir?
Sevgili Tartolet takipçileri, bugünkü yazımızda “Kur’an-ı Kerim’de hangi meyve üzerine yemin edilmiştir” konusuna odaklanıyoruz.
Bu sorunun cevabı: incirdir.
Kur’an-ı Kerim’in 95. suresi olan Tin Suresi, “Tin” yani incir ile başlamaktadır. Surede şöyle buyurulur:
“İncire ve zeytine andolsun.”
Buradaki incir, İslam kültüründe ve tefsirlerde üzerinde önemle durulan bir meyvedir. Kur’an’da bir meyvenin üzerine yemin edilmesi, o meyvenin sıradan bir yiyecek olarak görülmediğini gösterir. Elbette burada amaç sadece “incir çok lezzetlidir” demek değildir. Asıl vurgu, insanın düşünmesi, yaratılışındaki değerleri fark etmesi ve Allah’ın yarattığı nimetler üzerinde tefekkür etmesidir.
Ama gelin biraz günlük hayattan bakalım. Çünkü bazen büyük anlamları küçük anların içinde fark ediyoruz.
Mesela benim evde incirle olan ilişkim biraz karışık. Çocukken annem sofraya kuru incir koyduğunda büyük bir ciddiyetle bakardım.
“Bu neden böyle buruşuk?” diye sorardım.
Annem de her zamanki sakinliğiyle:
“Çünkü hayat herkesi biraz buruşturuyor oğlum.”
derdi.
O zaman anlamazdım. Şimdi 25 yaşında biri olarak markette fiyat etiketlerine bakınca annemin aslında ekonomik bir felsefe yaptığını düşünüyorum.
İncirin Sadece Bir Meyve Olmadığını Anlamak
İncir, insanlık tarihinde de özel bir yere sahip olan meyvelerden biridir. Binlerce yıldır yetiştirilen, farklı kültürlerde değer verilen bir bitkidir. Tatlı olması, kolay tüketilmesi ve besleyici özellikleri nedeniyle sofralarda kendine yer bulmuştur.
Fakat Kur’an’da incirden bahsedilmesi, onu sadece mutfak kültürünün bir parçası olmaktan çıkarır. İnsan için bir düşünme vesilesi hâline getirir.
Bazen hayatımızda da böyle değil mi?
Bir kahve içeriz, aslında sadece kahve içmeyiz. Bir arkadaşımızla yaptığımız sohbeti hatırlarız.
Eski bir şarkı duyarız, sadece müzik dinlemeyiz. Geçmişten bir kapı açılır.
Bir meyve yeriz, bazen sadece tadını değil, bize anlatabileceği anlamı da düşünürüz.
Ben bunu ilk fark ettiğimde biraz şaşırmıştım. Çünkü günlük hayatta o kadar hızlı yaşıyoruz ki elimizdeki nimetlerin değerini çoğu zaman kaçırıyoruz.
İzmir’de yaz aylarında herkesin bir karpuz telaşı vardır. Manava gidilir, karpuz seçilir, sonra eve getirilir.
“İyi mi çıktı?”
sorusunun cevabı bazen aile mutluluğunu belirler.
Karpuz kötü çıkarsa herkes birbirine bakar. Sanki karpuzu seçen kişi ülke ekonomisinden sorumluymuş gibi.
“Sen seçtin.”
“Hayır, sen iyi dedin.”
“Ben sadece ağır dedim.”
Küçük bir karpuz yüzünden aile toplantısı yapılabilir.
Ama işte insan böyle komik detayların içinde bile yaratılan nimetlerin değerini fark edebilir.
Tin Suresi ve İncir Üzerine Yemin Edilmesinin Anlamı
Tin Suresi’nde incir ve zeytine yemin edilmesinin ardından insanın en güzel biçimde yaratıldığı ifade edilir. Bu anlatım, insanın değerine ve sorumluluğuna dikkat çeker.
Buradaki mesajlardan biri, insanın kendisini ve çevresini düşünmesidir. Bir incir tanesi bile aslında büyük bir düzenin parçasıdır. Toprak, su, güneş, zaman ve emek bir araya gelir. Sonra küçücük bir meyve ortaya çıkar.
Bunu düşününce insan biraz mahcup oluyor.
Çünkü bazen telefon şarjı yüzde 20’ye düşünce hayatımız bitmiş gibi davranıyoruz.
Ben geçenlerde dışarı çıkarken telefonumun şarjı azaldı. Arkadaşım:
“Ne oldu?”
dedi.
“Telefonum yüzde beş.”
“E?”
“Bilmiyorum, kendimi eski çağlarda yaşıyor gibi hissediyorum.”
Sonra düşündüm. İnsan gerçekten garip bir varlık. Binlerce yıl insanlar haberleşmek için farklı yollar bulmuş, biz ise telefonumuz yavaşlayınca panik yapıyoruz.
Bu küçük mizahi örnek aslında bize şunu gösteriyor: Sahip olduğumuz şeylerin değerini bazen ancak kaybetme ihtimali doğunca anlıyoruz.
İncir, Bereket ve Şükretme Kültürü
Türk kültüründe de incirin ayrı bir yeri vardır. Yaz aylarının sevilen meyvelerinden biri olan incir, özellikle Ege bölgesinde önemli bir yere sahiptir. İzmir ve çevresinde incir, sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda kültürel bir değerdir.
Belki de bu yüzden bu konu bana daha yakın geliyor.
Çünkü Ege’de büyüyen insanların meyveyle ilişkisi biraz farklıdır. Pazarda meyve seçmek bile küçük bir sanattır.
Bir teyze pazarda domates seçerken nasıl dikkatliyse, incir seçerken de aynı titizliği gösterir.
Yanına yaklaşsan:
“Teyze iyi mi bu incirler?”
dersin.
Cevap hazırdır:
“Ben bakmadan alır mıyım hiç?”
O an anlarsın ki o incir seçimi sadece alışveriş değildir. Yılların tecrübesi konuşmaktadır.
Kendi Kendime Yaptığım Küçük Bir Sohbet
Bazen insanın kendi içinde yaptığı konuşmalar komik olabiliyor.
Geçen gün markette incir görünce kendi kendime:
“Alayım mı?”
dedim.
Diğer tarafım cevap verdi:
“Al.”
“Niye?”
“Çünkü Kur’an’da adı geçen bir meyve.”
“Güzel sebep.”
“Bir de tatlı.”
“Daha güçlü sebep.”
Sonra paketi aldım.
İnsanın bazen karar verme mekanizması gerçekten ilginç çalışıyor. Büyük kararları haftalarca düşünürüz, ama markette bir meyveyi beş saniyede seçeriz.
Kur’an’da Geçen Meyveler ve İnsan Hayatındaki Yeri
Kur’an-ı Kerim’de incirin yanı sıra üzüm, hurma, zeytin, nar gibi çeşitli meyvelerden de bahsedilir. Bu meyveler sadece fiziksel bir nimet olarak değil, insanlara verilen güzelliklerin bir göstergesi olarak anlatılır.
Meyveler üzerinden yapılan anlatımlar aslında insanın dikkatini doğaya çeker.
Çünkü doğa, sessiz ama güçlü bir öğretmendir.
Bir ağacın meyve vermesi sabrı anlatır.
Bir tohumun büyümesi zamanı anlatır.
Bir meyvenin olgunlaşması acele etmemeyi öğretir.
Modern dünyada ise çoğu zaman her şeyi hemen istiyoruz.
İnternet hızlı olsun.
Yemek hızlı gelsin.
Mesaj hemen cevap bulsun.
Hayat bile hızlı aksın istiyoruz.
Ama incir ağacı bize başka bir şey söylüyor:
“Her şeyin bir zamanı var.”
Bazen bunu kabul etmek zor oluyor.
Özellikle gençken insan hemen her şeyi çözmek istiyor. Kariyer, gelecek, ilişkiler, hayatın amacı…
Ben de zaman zaman gece yatağa yatınca beynimde küçük bir toplantı düzenliyorum.
Beynim:
“Geleceği planlayalım.”
Ben:
“Tamam ama önce uyuyalım.”
Beynim:
“Hayır, önemli konular var.”
Ben:
“Sabah konuşsak?”
Beynim:
“Hayır.”
Sonra saat üç olur.
İnsan kendi zihniyle bile bazen anlaşamıyor.
Değerli Tartolet okurları, “Kur’an-ı Kerim’de hangi meyve üzerine yemin edilmiştir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!
İncir Üzerine Düşünmek Hayata Başka Bakmayı Sağlar
Kur’an-ı Kerim’de hangi meyve üzerine yemin edilmiştir sorusunun cevabı incirdir. Ancak bu bilgi sadece ezberlenecek bir bilgi değildir. Aynı zamanda üzerinde düşünülecek bir anlam taşır.
Bir meyvenin bile insanı düşünmeye yönlendirmesi, aslında yaratılmış her şeyin bir mesaj taşıyabileceğini gösterir.
Bazen büyük dersleri büyük olaylarda arıyoruz. Oysa bazen küçük bir incir tanesi bile insana şükretmeyi, sabretmeyi ve sahip olduklarının farkına varmayı hatırlatabilir.
Hayat zaten küçük detaylardan oluşuyor.
Bir arkadaşın yaptığı komik bir yorum.
Annenin hazırladığı bir tabak yemek.
Akşam üzeri İzmir’de esen hafif rüzgâr.
Pazardan alınan taze bir meyvenin kokusu.
Bunların hepsi insanın durup düşünmesi için küçük fırsatlar olabilir.
Belki de mesele sadece inciri yemek değildir.
Belki mesele, o incire bakıp arkasındaki emeği, düzeni ve nimeti fark edebilmektir.
Çünkü insan bazen elindeki en güzel şeyleri sıradan sanıyor.
Sonra bir gün duruyor ve fark ediyor:
Aslında hayat, küçük görünen büyük anlamlarla dolu.
Ve bazen bu anlamları bize hatırlatan şey, sadece bir incir oluyor.
Benzer Konular: Kara astsubay Okulu hangi ilde ?